Cumhurbaşkanı, son 30 yılı aşkın süredir yürütülen çalışmaların Türkiye’yi uzay ve uydu teknolojilerinde önemli bir noktaya taşıdığını belirtti. Türksat 3A’nın 2008’de uzaya gönderilmesiyle başlayan sürecin, zaman içinde Türksat 4A ve 4B, ardından Türksat 5A ve 5B uydularıyla devam ettiğini hatırlattı.
Türkiye’nin Uzay ve Uydu Alanındaki İlerlemesi
2021 yılında aynı yıl içinde iki uyduyu uzaya gönderebilen nadir ülkeler arasına girildiğini ifade ederek, Türksat 6A’nın hizmete alınmasıyla Türkiye’nin haberleşme uydusu kapasitesinin daha da güçlendiğini dile getirdi.
Böylece hem uzaydaki toplam uydu sayısının hem de haberleşme altyapısının önemli ölçüde arttığını söyledi. Ayrıca Göktürk uyduları ve İMECE projesiyle Türkiye’nin yer gözlem ve yüksek çözünürlüklü görüntüleme kapasitesinin geliştiğini, yeni nesil İMECE-2 ve İMECE-3 ile Göktürk-Y ve Göktürk-3 projelerinin de sürdüğünü belirtti.
Türkiye’nin kendi haberleşme uydusunu tasarlayıp üretebilen sınırlı sayıda ülkeden biri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, bu kabiliyetin ülkenin dijital bağımsızlığı açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Planlanan Türksat 7A projesinin de bu yapıyı daha ileriye taşıyacağını ve güvenli iletişim altyapısını güçlendireceğini söyledi.
İstanbul’daki Ulaşım ve Altyapı Yatırımları
Konuşmasında şehirleşme ve ulaşım projelerine de değinen Cumhurbaşkanı, özellikle İstanbul’da yürütülen raylı sistem yatırımlarına dikkat çekti. Gayrettepe–İstanbul Havalimanı–Halkalı metro hattının tamamlanmasıyla şehrin doğu-batı aksında önemli bir ulaşım kolaylığı sağlandığını belirtti.
Bu hat sayesinde milyonlarca saatlik zaman tasarrufu elde edileceğini ve ekonomik açıdan ciddi katkılar sağlanacağını ifade etti. İstanbul’da devam eden diğer metro projelerinin de tamamlanmasıyla kentteki raylı sistem uzunluğunun daha da artacağını söyledi. Amaçlarının, İstanbul’daki trafik yoğunluğunu azaltmak ve vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştırmak olduğunu vurguladı. Ulaşım yatırımlarının hem zaman hem de ekonomik verimlilik açısından büyük kazanımlar sağladığını dile getirdi.
Savunma Sanayii ve Güvenlik Vurgusu
Cumhurbaşkanı, savunma sanayii alanında Türkiye’nin son yıllarda önemli bir atılım gerçekleştirdiğini belirtti. Küresel sistemin rekabetçi ve zaman zaman adaletsiz yapısına dikkat çekerek, Türkiye’nin bu ortamda kendi güvenlik kapasitesini sürekli geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin savunma ihracatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, deniz platformları üretimi ve ihracatında da önemli başarılar elde edildiğini aktardı. Bugüne kadar çok sayıda geminin farklı ülkelere ihraç edildiğini, aynı zamanda tersanelerde çok sayıda askeri geminin üretiminin sürdüğünü belirtti. NATO ve Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye ilk kez savaş gemisi ihracatı gerçekleştirilmesinin Türkiye açısından tarihi bir gelişme olduğunu ifade etti. Bu durumun Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini söyledi.
Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika
Polonya Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmeye de değinen Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmeye devam ettiğini belirtti. Mevcut ticaret hacminin artırılması için yeni hedefler belirlendiğini ve müteahhitlik alanında Türk firmalarının Polonya’da önemli projeler yürüttüğünü ifade etti.
Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel krizlere ilişkin değerlendirmelerde ise, çatışmaların adil ve kalıcı bir barışla sona ermesi gerektiğini vurguladı. Filistin’i tanıyan ülkelerin tutumlarını önemli bulduklarını ve iki devletli çözüm yaklaşımının desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin dış politikada insani değerlere önem veren bir çizgi izlediğini belirterek, tarih boyunca mazlumlara yardım eden bir millet olunduğunu ifade etti. Türkiye’ye yönelik eleştiriler ve suçlamaları kabul etmediklerini, özellikle Gazze’de yaşanan olaylara ilişkin iddiaların haksız olduğunu dile getirdi.
Gazze ve Tarihsel Vurgular
Gazze’de yaşanan sivil kayıplara dikkat çekerek, Türkiye’nin bu konuda insani bir duruş sergilediğini ifade etti. Türkiye’nin tarihine yönelik eleştirileri reddettiklerini, ülkenin geçmişinde sömürgecilik veya sistematik zulüm olmadığını savundu.
Tarih boyunca farklı coğrafyalardan gelen mazlumlara kapıların açıldığını, özellikle savaş ve baskı dönemlerinde birçok insanın Türkiye’ye sığındığını hatırlattı. Engizisyon ve Nazi dönemlerinden kaçanlara da Osmanlı ve Türkiye geleneği içinde kucak açıldığını belirtti. Türkiye’nin temel yaklaşımının ayrım yapmadan tüm insanlara yardım etmek olduğunu, farklılıkların bir çatışma unsuru değil, toplumsal zenginlik olarak görüldüğünü söyledi.
Toplumsal Birlik ve İç Politika
Konuşmasının devamında toplumsal birlik ve beraberlik mesajı veren Cumhurbaşkanı, Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların eşit olduğunu vurguladı. Farklı etnik, mezhepsel veya kültürel kimliklerin bir ayrışma nedeni değil, ortak bir millet yapısının parçası olduğunu ifade etti.
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” ortak paydasının herkes için birleştirici bir çatı olduğunu belirterek, devletin hiçbir vatandaşı arasında ayrım yapmadığını söyledi. Alevi vatandaşlara yönelik yapılan çalışmalara da değinen Cumhurbaşkanı, cemevleriyle ilgili düzenlemeler ve desteklerin son yıllarda artırıldığını, kültürel ve inanç özgürlüğü kapsamında önemli adımlar atıldığını dile getirdi.
thabergazetesi
Yorum Yazın