Köşe Yazıları

EV SAHİPLERİ, GELİRLERİNİN GÜVENCESİ VE İNŞAAT SEKTÖRÜ İLİŞKİSİ

|
Ev alıp kiraya verenin aklı yok mu? Geçenlerde otobüsle bir yere gidiyorum arkamda oturan iki kişi sohbet ederek kiracının kirayı ödemediğini, mahkemeye verdiğini mahkemenin uzadığını kira ile geçindiğini perişan olduğunu uzun uzadıya anlatı, arkadaşı da başından geçen başka bir kiracı hikayesini anlattı ve sonunda ev alıp kiraya verenin aklı yok dedi. Onları dinleyip bizimde yaşadığımız çevremizde aynı konulardan mustarip olanları dinleyince hak vermemek elde değil Adalet Bakanımız Sn. Akın Gürlek Bey ‘in de işaret ettiği gibi, kira tespit ve tahliye davalarının yıllarca sürmesi hakkında yeni düzenlemeler yapılacağını açıklaması, toplumun en önemli adalet sorunlarından birini yeniden gündeme taşıdı. Bugün Türkiye'de binlerce ev sahibi, hukukun arkasına saklanarak kiracısı tarafından mağdur ediliyor, kirasını ödemediği hâlde yıllarca evini işgal ediyor . Önce zorunlu arabuluculuk, ardından dava, istinaf ve bazen temyiz derken süreç üç, dört hatta beş yılı bulabiliyor. Bu süre boyunca ev sahibi ne evini kullanabiliyor ne de çoğu zaman kira gelirini tahsil edebiliyor. Peki bunun adı gasp değil mi ? Ceza hukukundaki "gasp" suçunun hukuki tanımı elbette farklıdır. Ancak vicdanlara şu soruyu sormak gerekir: Bir insanın malını yıllarca kullanmasına engel olmak, üstelik bunun karşılığında kira da ödememek, mülkiyet hakkının ağır biçimde ihlali değil midir? Bir kişinin cebinden zorla para almak nasıl hukuka aykırıysa, bir başkasının evini yıllarca karşılıksız kullanmak da adalet duygusunu aynı ölçüde yaralamaktadır. Sonuç değişmemektedir; mülk sahibi kendi malından yararlanamamakta, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkı fiilen ortadan kalkmaktadır. Anayasamız mülkiyet hakkını güvence altına almıştır fakat ev sahibinin mülkünün gelirlerinden yararlanma hakkı , yargı süreci ve  mahkemelerin uzun sürmesi nedeniyle hukuken engelleniyor? Devletin en temel görevlerinden biri vatandaşın canını, malını ve mülkiyet hakkını korumaktır. Eğer bir ev sahibi mahkeme kapılarında yıllarca beklemek zorunda kalıyorsa, burada yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, aynı zamanda sistemsel bir adalet sorunu vardır. Üstelik bu sorunun etkileri yalnızca ev sahibi ile kiracı arasında kalmamaktadır. Hukukun yavaş işlemesi, ekonominin işleyişini de doğrudan etkilemektedir. Bugün emlak piyasasında satılmayı bekleyen yüz binlerce konut bulunmaktadır. Kamuoyuna yansıyan verilere göre ise milyonlarca konut çeşitli nedenlerle boş durumdadır. Bu tablo, konut piyasasında ciddi bir güven sorunu yaşandığını göstermektedir. Elinde birikimi bulunan birçok kişi, peşinatını verip kalan kısmını mortgage konut kredisiyle tamamlayarak bir konut satın almayı planlamaktadır. Ancak çevresinde yıllarca kira ödemeyen kiracıların mahkemeler tarafından uzun süre tahliye edilemediğini, ev sahiplerinin yıllarca mağdur edildiğini görünce yatırım kararını değiştirmektedir. Sonuçta tasarruflarını konuta yönlendirmek yerine altına, dövize, hisse senedine veya diğer yatırım araçlarına kaydırmaktadır. Elbette yatırım tercihlerini etkileyen tek unsur bu değildir. Enflasyon, faiz oranları, kredi maliyetleri ve genel ekonomik koşullar da önemli rol oynamaktadır. Ancak mülkiyet hakkının etkin korunmaması da yatırımcı güvenini zedeleyen önemli etkenlerden biridir. Oysa inşaat sektörü ekonominin lokomotiflerinden biridir. Yapılan araştırmalar, inşaat sektörünün yaklaşık 250'den fazla alt sektörü harekete geçirdiğini göstermektedir. Bir konutun yapılması demir-çelikten çimentoya, seramikten cama, elektrik malzemelerinden mobilyaya, beyaz eşyadan lojistiğe kadar çok geniş bir ekonomik zinciri canlandırmaktadır. Dolayısıyla konut yatırımlarındaki yavaşlama yalnızca müteahhitleri değil; sanayiciyi, esnafı, nakliyeciyi, mobilyacıyı, beyaz eşya üreticisini ve binlerce çalışanı da etkilemektedir.
  1. Yargı Paketi bu kronik soruna gerçekten çözüm getirebilir.
Kanaatimce 12. Yargı Paketi hazırlanırken yalnızca dava sayılarını azaltmaya yönelik teknik düzenlemelerle yetinilmemelidir. Özellikle kira borcunu ödemeyerek temerrüde düşen ve kötü niyetli olduğu açıkça anlaşılan kiracılar hakkında çok daha hızlı işleyen bir yargılama sistemi kurulmalıdır. Bu tür dosyaların mümkünse bir ay gibi kısa sürelerde sonuçlandırılması hedeflenmeli; kesinleşen tahliye kararları da gecikmeksizin kolluk kuvvetleri marifetiyle uygulanarak taşınmaz ev sahibine teslim edilmelidir. Hukukun amacı yalnızca karar vermek değildir; verilen kararın makul sürede uygulanmasını da sağlamaktır. Beş yıl sonra verilen bir tahliye kararı çoğu zaman adaletin geç tecelli etmesi anlamına gelir. Böyle bir sistem kurulabilirse yalnızca ev sahibinin mağduriyeti giderilmiş olmayacaktır. Aynı zamanda konut yatırımına duyulan güven yeniden artacak, küçük yatırımcı yeniden gayrimenkule yönelecek, inşaat ve emlak piyasası canlanacak, buna bağlı olarak üretim, istihdam ve vergi gelirleri de olumlu etkilenecektir. Döviz, altın ve benzeri yatırım araçlarına yönelen tasarrufların bir kısmı yeniden reel ekonomiye dönebilecektir. Kısacası, doğru hazırlanmış bir yargı reformu yalnızca adalet sistemini değil, ekonomiyi de rahatlatabilir. Mülkiyet hakkının yeterince korunmadığı yerde sadece ev sahibi mağdur olmaz. Yatırımcı güvenini kaybeder, sermaye üretimden uzaklaşır, inşaat sektörü yavaşlar, ekonomi durağanlaşır ve en sonunda toplumun adalet duygusu da zedelenir. Bu nedenle yalnızca hukuk çevrelerinin değil, ekonomik aktörlerin de bu konuya duyarlılık göstermesi gerekir. Özellikle Türkiye Müteahhitler Birliği başta olmak üzere inşaat ve gayrimenkul sektörünü temsil eden meslek kuruluşlarının, mülkiyet hakkını güçlendirecek ve tahliye davalarını makul sürede sonuçlandıracak yasal düzenlemeler konusunda görüş ve önerilerini hükümete ve TBMM'ye sunmaları faydalı olacaktır. Çünkü gelirini güvence altında gören yatırımcı konut almaktan çekinmeyecek, bu da konut satışlarının artmasına, inşaat sektörünün yeniden ivme kazanmasına ve ekonominin canlanmasına katkı sağlayacaktır.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.